About

Selam!

İsmim Ebru, ’88 İstanbul doğumluyum. Halkla İlişkiler & Tanıtım Bölümü mezunuyum, 2015’te Dijital Pazarlama & Sosyal Medya üzerine mikro MBA yaptım. Şuan eşimle birlikte İstanbul’da yaşıyoruz, yarın nerede oluruz bilinmez. Tipik bir İkizler burcuyum, bir an yerde bir an gökteyim. Her zaman biraz garip & sıradışı ama her girdiği ortamda dikkat çeken biri olmuşumdur. Herkesin sahip olduğu o “çatlak” arkadaşlardanım.

Bundan önce çok blogum oldu fakat VJ‘likten Online Dergi Yazarlığı ve hatta Asistan Editör‘lüğe kadar pek çok işte tam zamanlı çalıştığım için bloglarıma konsantre olamadım ve bir “mükemmelliyetçi” olarak bu duruma dayanamadığım için hepsini teker teker kapattım. 2013’te sıkıcı işime son vererek “EBRUSHK” adı altında blog yazmaya ve hama boncuklarından bin bir çeşit kişisel ve ev aksesuarları tasarlamaya başladım.

Şarkı söylemekten, kısa hikaye/senaryolar yazmaktan, resim & styling yapmaktan, iç dekorasyonla uğraşmaktan zevk alıyorum. Hayvancıklar, kaliteli müzik, içimdeki manyak İkizler ve ayakkabılarım vazgeçilmezlerim arasında.

Başıma gelmiş en çılgınca şey: MTV Türkiye “VJ Search Yarışması“nı birincilikle kazanmış olmak ve hayallerimi süsleyen tüm Türk müzisyenlerle tanışmış olmak.

Yaptığım en çılgınca şey: Bir gece Bebek’te trafik ışıklarında dururken arkadaşlarımla girdiğim iddia sebebiyle yeşil ışık yanana kadar arabadan inip dansettim. Neyse ki müzik açmışlardı 🙂

Tarzım: Genellikle Rock Chic ama içimdeki İkizler’den birinin kokoş olacağı tutarsa o gün kokoş olurum. Yani gününe göre değişir 🙂

Dünya üzerinde en çok sevdiğim yerler: NewYork City & Amsterdam

Kendim için yaptığım en iyi şeyler: İnsanlara gereğinden fazla değer vermeyi & geçmişi geçmişte bırakmaya çalışmak, şeker tüketmemek, düzenli spor yapmak, her konuda bilgi sahibi olmaya çalışmak, kendi kendime bolca konuşmak.

En sevdiğim söz: “Hayat bir araba gibidir, sürekli dikiz aynasına yani geçmişe bakarak ilerlersen duvara toslarsın”

Tılsımlarım: Henüz doğal taşlara merak sarmamışken, hatta haklarında hiçbir şey bilmiyorken Şirince’de gezinirken girdiğim küçücük bir dükkandan sırf beğendiğim için minik bir taş aldım. Eve döndüğümde internetten araştırırken o satın aldığım Ametist’in aslında benim taşım olduğunu öğrendim ve gücüne o andan itibaren inanmaya başladım. Evimde en çok vakit geçirdiğim yerler olan salon & yatak odamda birer tane Ametist taşım var. Çok sıkıntılı dönemlerimde birini hep avucumda tutarım, bana sakinlik ve huzur verdiğine inanırım.

Bir hayali karakter olabilseydim: Lord of the Rings’deki Galadriel olmak isterdim.

Hakkımdaki çok garip bilgiler:

  • İpe gideceğimi bile bilsem yalan söylemem. Yalan söyleyen insanlardan hem korkar, hem de nefret ederim.
  • Geçmiş hayatımda ciddi ciddi Marilyn Monroe olduğuma inanıyorum. Kanıtlarım bile var.
  • Günün birinde bir şekilde mutlaka ünlü biri olacağıma inanıyorum.
  • Bir şarkıyı beğenirsem o şarkıdan bıkana kadar arka arkaya dinlerim (bu 1-2 gün de olabilir birkaç ay da).
  • Henüz ehliyetim yok. Buna ben bile inanamıyorum 🙂 Benim gibi bir deli trafiğe henüz adım atmadı, şimdilik sizin açınızdan sorun yok.
  • Ağız şapırdatan insanları zihnimde dakikada 98985 kez dövebiliyorum.

Şimdilik benden bu kadar… Aklıma geldikçe burayı güncelleyeceğim çünkü insanın kendini anlatabilmesi çok zor bilirsiniz.